Önyargılar ve Kalıplaşmış Düşünceler
Kalıplaşmış düşünceler, insanların bir başka grup ve onun üyelerine karşı sebepsiz ve gerekçesiz olarak taşıdıkları olumsuz düşüncelerdir. Bu kalıplar, görünürde olumlu ya da olumsuz olmakla birlikte ortak olan şey, bilgisizliğe dayalı genellemeler olmalarıdır. Kalıplaşmış düşünceler olumsuz oldukları gibi önyargı ve ayırımcılığa yol açmaları nedeniyle kişileri zedeleyebilirler. Örneğin önyargılar, korku, öfke, tiksinme, hor görme, kıskançlık, acıma gibi şekiller alabilir. Ayırımcılık ise, bir grup veya üyelerinin diğerlerine oranla dezavantajlı duruma düşürülmesi anlamına gelir ve bu gerekçesiz olumsuz tavırlar, uzak durma, tehdit etme, düşmanlık sergileme gibi şekiller alabilir.
Özürlülük durumunu olağandışı hale getiren, özürlüler hakkında genelde kabul görmüş kalıplaşmış tiplemeler ve hatalı söylencelerdir. Halk arasında özürlüler hakkındaki yaygın inanışlar onların engelli durumuna, fizyolojik veya tıbbi eksikliklerine odaklanır.
Özürlüler ile ilgili bazı kalıplaşmış görüşler:
-
acınacak halde olan, zavallı
-
fesat, uğursuz
-
trajik fakat cesur
-
gülünç
-
kendi kendilerinin en büyük düşmanı
-
yük
-
aseksüel
-
günlük hayata tam olarak katılamamaları
Tüm bu olumsuz tanımlamalar özürlüleri diğer insanlarla olumsuz şekilde kıyaslar. Basmakalıplar yetkisizleştirir; ve aynı zamanda da küçük düşürücüdürler. Özürlüleri, özel kurumları ve okullarıyla, toplumun diğer fertlerinden ayırmak yaygındır ve gelenekselleşmiştir. İşte bu yüzden de bu basmakalıp görüşlerin yerleşmiş olmasına şaşmamak gerek. Çoğu kişinin özürlülerle bir arada çalışma, yaşama ve eğitim alma konusundaki deneyimi oldukça azdır.
Halen özürlülerin medyada ele alınışı olumsuz düşünce kalıplarını adeta pekiştirmektedir. Çoğunlukla özürlerine referans verilmekte, acınacak halde oldukları ya da cesur veya azimli kimseler olarak yansıtılmaktadırlar.
Önyargılardan kurtulmak
Eğitim camiaları bu olumsuz önyargıları kurumsal düzeyde ortadan kaldırmak için hem uygun ortamlar hem de çeşitliliği tanımak ve değerlendirmek ve özürlüleri toplumla bütünleştirici bir kültür yaratmak açısından son derece faydalıdır.
Özürlüler aynı toplumun özürlü olmayan bireyleri gibi herbiri birbirinden çok farklı kimselerdir. Dolayısıyla “kör” veya “agorafobik” (açık alan korkusu olan) şeklinde etiketlemek, tıpkı kahverengi gözlü insanları kategorize etmek gibi, onları birbirinin tıpatıp aynısı yapmaz.
Öğrencinin durumunun onun öğrenmesine etkileri hakkında hiçbir varsayımda bulunmamak, onun yerine, öğrenmelerine yardımcı olmak için nelere ihtiyaçları olduğunu ve durumlarının arkadaşları tarafından bilinmesini isteyip istemediklerini sorarak ta baştan herkesin ne şekilde destek olacağı konusunda açıklama yapmak gerekiyor mu belirlemek gerekir.
Terminoloji ve dil son derece önemlidir. Yıllar içinde terminoloji değişmiş olup özürlüler de hangi terimin kullanılacağı konusunda görüş farklılıkları taşıyor. Halen geçerli olan terminoloji 5. Bölüm’de yer almaktadır.
Özürlülüğü Anlamak - Örnek Uygulamalar Rehberi'nin tam kopyasını indirmek için tıklaınız
Özürlülüğü Anlamak - Örnek Uygulamalar Rehberi menüsüne dönmek için tıklayınız






